Ne dicem…

Ugh! Konu derin. Burada kalkıp
kızılderili, beyaz savaşını anlatacak,
ansiklopedik bilgiler verecek değilim.
Esasen herkesin merak ettiği mevzu da
zaten tamamen magazinsel. “Kızılderililer
Türk müdür?”
Kızılderililer, doğaya zarar vermemek
için tarım yapmamış, ihtiyaçları kadar
toplamışlar, avlanmışlar. Eminim o tarihte
yaya geçidi olsaydı, durup yayalara yol
verirlerdi, sağa-sola dönerken muhakkak
sinyal verirlerdi ve sol şeridi sadece
sollamak için kullanırlardı. O zaman
kızılderililer, Türk olamaz.
Eğer öyle olsaydı çoktaan o yemyeşil
vahşi batı, beyaz adam gelene kadar
AVM’lerle, rezidanslarla dolardı.
Ha belki kızılderililer, Türk değil ama
eğer illa bağ varsa onlardan buraya
gelen vardır. Çünkü bizimkiler gitmiş
olsa kesinlikle o doğaya zarar vermeyen,
ihtiyacı kadar avlanan topluluk, her yeri
talan eden, kazan, biçen bir topluluğa
dömüşürdü. Şaka gibi geliyor ama bizim
insanımız buradan Almanya’ya gitti o
disiplinli, ölçülü, soğukkanlı, sağlığına
dikkat eden toplum gitti, zamanla döner
yiyen, Alman milli takımı kazanınca
sokaklara bayraklarla, formalarla tur atan
topluluk geldi.
Ayrıca kızılderili, Türk’se Türk’tür
kardeşim. Hiç mi dedesi, ninesi
söylemedi nereden geldiğini?

Otomatik alternatif metin yok.

Dumanla haberleşmiş efsanevi bir
nesilden bahsediyoruz. Şimdi sen
ortamlarda “eskiden tek kanal vardı”
dersin, “ya biz Adana’yı aramak için 5
gün beklerdik” nostalji yaparsın di mi? al
sana nostalji adam “Biz eskiden dumanla
haberleşirdik” diye nostaljinin b.kunu
çıkartır istese.
Tabi şimdi bile bu kadar mahrem
olan haberleşmede, her şey dinleniyor,
çarşaf çarşaf dökülüyorken “dumanla
haberleşmede” kimsenin konuşmalarınızı
dikizlemediğini bana söyleyemezsiniz. O
akıllı denilen aletlere, tabletlere virüsler
bulaşıyor, reklam mesajları geliyor,
dolandırıcılar kol geziyor. Geçmişe özlem
tamam ama “dumanla haberleşme’nin”
en büyük zaafı güvenlik.
Şimdi bunları düşününce “iyi ki
kalkmış” diyorum. Eline odunu alan
gidecekti bir tepeye haberleşecekti
istediğiyle! Yok öyle! Her şeyin bir
standardı var.
Otomatik alternatif metin yok.
Dumanla haberleşme’ye devam
etseydik, Dumanla haberleşme teşkilatı
bir arap kurumuna satılırdı ve ticarete
dökülürdü bu iş. Kızılderili yıllarca güzel
güzel dumanla haberleşmişkem bizim
cebimizden her ay milyonlar çıkardı.
Çıkmazdı deme.
Bir de isim mevzuları var bunların.
Bilirsiniz yıllardır karikatürlere, esprilere,
şakalara konu olmuştur bu kızılderili
isimleri. Burada kalkıp klasik şeyleri
anlatacak değilim. Ama hatırlatma olsun
diye söylüyorum. Bilirsin kızılderililer
kahramanlık yapanlara ismini verir. Öyle
ben Zeki Müren’i çok severdim çocuğun
adını “Zeki” koydum falan yok yani.
-Selam ben Yüksekten uçan kartalı tek
taşla muma çeviren bizon..
– Selam ben de Sadullah. Dedemin
adıymış..
Böyle bir şey yok.
Tam da burada iş ayyuka çıkıyor. Bir
kere Türkiye’de nüfus memurları isimleir
yanlış yazar kardeşim. Poyraz’lar, Boyraz
olur, Nihal’ler, Nihat olur. Kızcağız bir
ömür “Nihat” diye gezer. Yani kızılderililer
Türk olsa, o isimlerin düzgün yazılma
ihtimali var mı?
“Geceleri dolunayda yeşillik yiyen
küçük buzağı” diye verilen isimde yüzde
yüz hata olacaktır. Zaten memura gelene
kadar kırk kere aile içinde kavga çıkmaz
mı? Çıkar.
Otomatik alternatif metin yok.
Bir de o bilge tripler, afralar, tafralar
yok mu? İnsan gıcık olmuyor da değil
ama sempatikler işte. Adamlar “Tivit’i”
neyin taa ne zamandan keşfetmiş ama
teknolojisini bulamamış, kendi aralarında
40 karaktere kadar atarlı atarlı laf
sokmuşlar.
Sevgilin mi terk etti de “Yükün
dürüstlükse gücün düşer belki ama başın
düşmez”.
Gözüyaşlı abimizden; “Ağlamaktan
korkm zihnindeki ızdırap veren düşünce
gözyaşıyla temizlenir.
“Bir düşman çok, bin dost azdır.”
Şimdi bu adamlar takipçi peşinde
değil de ne?!
Otomatik alternatif metin yok.
Sözün özü, “Bizim kızılderili ar
kadaşlarımız da var”. Zaten biz kovboy
filimlerinde de ailecek Kızılderilileri
tutardık…

Tırt_2017